şişmanlık sebepleri

2010-02-06 23:57:00
şişmanlık sebepleri

. Şişmanlık uzun bir dönem içerisinde ihtiyaç olan enerjiden daha fazlasını almakla ortaya çıkar. Kalıtsal faktörler önemlidir, ancak çevresel ve kişiye ait meyil ve alışkanlıklar daha önemli görünmektedir. Diet içeriği ile ilişkili olarak şişmanlık riskini artıran dietteki yüksek yağ ve düşük lif (fiber) içeriğidir. Yağ tipinin şişmanlığa etkisi hususu netlik kazanmamasına rağmen doymuş yağlarla (hayvani yağlar, katı yağlar gibi) risk daha fazla görünmektedir. Şeker içeriğinin miktar olarak etkisi tartışilmaz ancak şeker çeşidi tartışmalıdır, işlenmemiş şekerler, meyve şekeri daha faydalı görünmektedir. Yüksek lif içeriği kilo ile ters orantılıdır.
Maxicep.com - şişmanlığın Sebepleri
Lifli yiyeceklerin enerji oranının düşük olması, tokluk hissini uyandırması, mide boşalmasını geciktirmesi gibi etkilerle bu avantajı sağlamaktadır. Fındık, ceviz gibi yemişlerin dengeli tüketildiği takdirde kilo dengesi açısından faydalı etkileri mevcuttur. Şekerli içeceklerin düşük viskozitesi yeterli doygunluk hissi sağlayamamaktadır. Besinlerin özelliğinden ziyade son zamanlarda beslenme paterni ve yeme davranışı üzerindeki ilgi artmaktadır. Bu mânâda Akdeniz tipi yeme (yüksek lif düşük yağlı) sebze, meyve, fındık, ceviz, zeytin yağından zengin, et ve yağ/yağ ürünlerinden fakirdir. Porsiyonun büyüklüğü şişmanlığı etkilerken, yeme sıklığının etkisi çok net değildir (1).

2. Yeme davranışları üzerinde yapılan çalışmalarda şişmanlık üzerinde bir öğünde tek çeşitten ziyade çeşitli yiyeceklerin olması, daha lezzetli olması, yoğun enerjili (yağdan zengin) olması etkili bulunmuştur. Normal bir yeme faaliyeti sırasında midenin gerilmesi ve kan şekerinde oluşan değişikliklerle yemeğin sonuna doğru lezzet hissinde de azalma olur. Bir yemekte belli bir gıdaya karşı yeme faaliyeti sırasında iştahın azalması gıdaya özel duyumsal tokluk olarak adlandırılmaktadır. Yemek çeşidi fazlaysa normalde azalması gereken lezzet hissi yeterli baskılanamamakta ve yeme faaliyeti tokluk oluşmasına rağmen devam etmektedir. Yiyeceklerin içeriğinin yanısıra yemeğin görüntüsü ve kokusunun da iştahı ve daha fazla gıda tüketimini uyardığı gösterilmiştir. Hayvan çalışmalarında stresin hem aşırı yemeye hem de az yemeye neden olduğu gösterilmiştir. İnsanlardaki gözlem ise daha çok şu şekildedir; daha hafif stresler yiyecek alımını artırırken daha şiddetli stresler azaltmaktadır. Ayrıca stres altındayken tatlı ve yağlı yiyecekleri yeme meyli gösterilmektedir (1).

3. Toplumlar zenginleştikçe gıdaların hazırlanması, depolanması, dağıtımı hem kalite hem miktar olarak daha üst düzeylere ulaşmaktadır. Gıdalara ulaşmanın kolaylaşması (basitçe ekmeğini yapacak buğdayı kendi yatiştireceğine hazır bulması), üretilen gıdaların cazip reklamlarla tüketicinin kullanımına sunulması, rekabet nedeniyle yüksek kaliteli gıdaların ve içeceklerin nisbeten daha ucuz fiyatlarla sunulması, lezzetli ve porsiyonu büyük yiyeceklerin artan sayıda lokantalar tarafından takdimi gibi sebepler yeme davranışı üzerinde etki oluşturmaktadır (2).

Bu çevresel uyarıların (afaki) ötesinde iç dürtüler (enfüsi) unsurlar da fazla yeme davranışında etkilidir. Basitçe iştah diye ifade ettiğimiz dürtü kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.

Dizginlenmiş yeme davranışı ve enerji alımının kontrolü üzerinde de araştırmalar yapılmakta ve ilginç sonuçlarla karşılaşılmaktadır.Yemeyi dizginlemeye çalışanlarda zaman içinde iç açlık uyarılarına hassasiyetin azaldığı gözlenmiştir. Sanki bu yemeyi frenleme tavrı daha sonra aşırı bir yeme şekline patlak vereceği düşünülürken abur-cubur yemede azalmanın sağlandığı gösterilmiştir. Dizginlemenin daha iyi yeme alışkanlığı ile birliktelik gösterdiği ve eğer devam edilebilirse iyi kilo kontrolü sağladığı bildirilmiştir. Aslında bunların akla uygun beklenen neticeler olmasına rağmen çalışmalarla da belgelenmesi insanları motive edici olabilir.

Gıda içeriğinin iştahla olan ilişkisi araştırmacıları laboratuar çalışmalarıyla daha iyi kilo kontrolü sağlayabilecek gıda kompozisyonlarını aramaya itmiştir.

Çevresel düzenleme yapmaksızın kişileri zayıflatma için yiyecek tüketimi konusunda “başlarının etini yiyecek tarzda” ısrarcı olmanın etkisi çok sınırlıdır. Sigaranın zararlarının çok yönlü olarak gösterilmesi çok yönlü toplumsal ve eğitim programlarının geliştirilmesine sebep olmuştur. Şişmanlığın zararlarının da artarak ortaya konması ve yeme alışkanlığında cevresel uyarıcaların etkilerinin gösterilmesi benzer sosyal programlanmaların gerekliliğini düşündürmektedir (3).

4. Sabit yemek zamanlarının da şişmanlığa katkıda bulunduğu belirtilmektedir. Yemek aralıklarının ayarlanmasıyla gıda alımının normal kontrolü insanlarda pek sağlanamamaktadır. Tokluk sinyalleri çalışmaya devam etse bile gıdalara kolay ve yüksek oranda ulaşılabilmesi acıkmadan yemeye sevk etmektedir.

Yeme hızı obeslerde tipik olarak artmıştır. Bu durum tokluk sinyalleri barsak üzerinde yeterli etkileri oluşturmadan yeme faaliyeti devam ettiğinden lüzumundan fazla yemeye sebep olmaktadır.

5. Keyfi yeme (binge-eating) diye tarif edilen yeme biçimi lezzet almaya yönelik şekerden zengin (özellikle gıda sektöründe çok kullanılan sükroz adlı şeker) yiyecek (çikolata, şekerlemeler, vb) ve içeceklerin (meşrubatlar) aşırı tüketilmesini tarif eden bir davranıştır. Bunun bir çeşit bağımlılık yaptığı hayvan deneylerinde de gösterilmiştir (4).

6. Egzersiz yokluğu ve yüksek oda sıcaklığı enerji sarfiyatını azaltıp şişmanlığa katkıda bulunur.

alıntıdır.

0
0
0
Yorum Yaz